22 Mayıs 2009 Cuma

aman tanrım pire bu yahu..

evet oldu sonunda bu da oldu, sokak kedisi alıp beslersen ve inatla hala ense damlası kullanmazsan olur tabi, çok doğal..
ama lakin fakat resmen pire bu kardeşim
hem de inanılmaz hızda, kıpır kıpır =(
olayın başına dönmeliyim zira neden bukadar temkinsiz olduğumu anlatmam gerek, şapşal ve tembellikle alakası olmadığını açıklamalıyım evet..
ama kardeşim bembeyaz küçücük bir yavruydu ilk geldiğinde evimize..
ablam işyerinin bahçesine yavrulayan gıcık ve loğusa gerginliği geçmemiş anne kediden çalarken bu yavruyu, ah atlattığı ve atlatma ihtimali olduğu badireler zaten trajik (yalan, annesi yokken almış kardeşlerinin arasından hain çocuk hırsızı) (ps: dikkatim dağıldı, otuzikinci günde türkan saylanın ölümüyle ilgili vakit gazetesinin ettiği lanet-ul beyanlar dikkat dağıtmayacak, sinirlendirmeyecek, hırslanddırmayacak gibi değil, hani günün popüler türkan saylan imajı nedeniyle de diş bilemiyorum, türkan hoca yahu bahsedilen =/ bu konu bukadar hafif bir yazıda deşilmemeli lakin,uzun sayfalar hakeder türkan hoca, ben de daha buralarda görünüyorum öyleyse görüşürüz elbet başka bir yazıda) ama en beyaz ve güzel yavruyu alıp getirdiği gece evde depresif depresif uyumuş ve sıkıntıdan napim bari depresyona gireyim ruh hali içerisindeydim. resmen, kapıdan giren ve geri kalanını görmemi engelleyen ilahi bir hare bana doğru yaklaşıyordu, ne ablamı, ne onun etrafını saran bisküvi kutusu göründü gözüme, süpermenvari kriptonik güçlerle kutunun içini gördüm evet (ovv böbürlendim sanki), o küçücük beyaz velet de çıkınca dışarı bende kalmadı depresiflik, uyku hali falan, pamuk gibi bir insan oldum o anda tillahi =)
o güzelim görüntü içerisinde o marshmelov ruh halim de bakiyken, mıncıkladım tabi her tarafını, pipisini aramaktan tut, dişi yahu bu fikirleri ve aynı anda göğüslerini aramam falan hayvanın (evet onlar da ergenliğe girince göğüsleri çıkıyor deneyimle sabittir ama nasıl göğüs diyorum onu da bilmiyorum, meme çok amiyane =/) o arada tabi piresi var mı diye de bakıyosun, ki bulamamıştım da zaten ah yavrum..
ama yani kendisi de küçükken piresi de küçüktür görünmez mantığımı doğru yoksa evin bahçesinde haşır neşir olduğu diğer kedilerden kaptı fikri mi doğru bilmiyorum.
tek bildiğim, bugün saat 3 sularında, kulağında gördüğüm siyah küçük hareketli noktayı almaya çalışmamla başladı herşey, ben almaya çalıştıkça o kaçtı o kaçtıkça ben almaya tutmaya yakalamaya çalıştım, lakin benden tilyon kere küçük hayvan galip geldi ve yakalayamadım..
yakalayamamanın hırsı bozuntusu ve yavruma konduramamam sebebiyle bu fikir o an kayboldu gitti beynimden...
ah ama yaklaşık bi yarım saat önce , ben yerde oturmuş kanepemi pc masası olarak kullanıp yazmam gereken antipatik konulu yazılara kitlenmiş, yavrum bebişimin sağ kolumun hemen yanında uyumuş ve kedilere özgü o motor takılmış da kontak anahtarı açık bırakılmış havalarda çıkardığı sesleri ben dinlerken, kanepemin mor örtüsünün üzerinde gözüme ilişen o küçük hareketli nokta tüylerimi diken diken etti, ve ama o lanet olasıcayı yakaladım evet bu defa, ne olduğunu anlamadan parmaklarımın arasında garip hareketler yaparken o, bir anda yok oldu, evet o an pirelerin yaşamına methiyeler döktürten hareketlilikleri ve zıplama kapasitelerini birebir görmüş oldum..
ulan bu güzelim hayvana bu yapılır mı hain pire, emilir mi bu yavrunun kanı vicdansız hayvan

ah ah çözüm mü, hala bilmiyorum, zira bu vakitte yapılabilecek bişey pek yok, internette doğal yollarla nasıl kurtulurum araştırmasından başka..
bu yazı da işte pirelerin öznel atikliklerine şahsımın yazdığı bir methiye olsun
neden olmasın güngelir bütün bu pire hikayelerini toparlar kitap çıkartırım, pirenin sadece kaçak haline özenen, hayattında insanların yüzüne veremeyeceği cevaplar yüzünden kaçarak yaşayan ve bu durumu "ben ilgilenmiyorum pek onunla" havalarında yaparak ezik ruhuna ezik yara bantları yapıştıran okadar çok acemi yazar varken neden olmasın ;)

siz esen kalın efendim, ben de pirenin ufak ve kan emen ruhunu benimsedim bu gece, siz gayrı seçin hangi özelliğini seveceğinizi ..

Hiç yorum yok: