sıkıntılı sıkıntılı başlarken güne -ki bu sıkıntının büyük oranı 12de uyanmaya son zamanlarda fena alışmış olmanın da eziyetidir- hayatın akıp gittiği sanrısına kapılırsın bir anda..
bu öyle klasik yazar tarzlarında veyahut varoluş anksiyetesine düşmüş depresif ruhlu insan modunda bir girizgah da değildir..
sen bilgisayar başında zaman öldürürken, etrafında ciddi anlamda bir devinim bir kıpırdanma bir yaşam vardır..
yan odada ders anlatan ablanın, sabahın köründen beri dürtülmüş gibi uyanmış halde, hareketli ajite dolanması ve onun haftanın yedi günü çalışıyor olmasına rağmen dirhem yaşlanma eğilimi göstermemesi (flashback ten türeme maximback; çalışan başarır elması kızarır, işleyen demir ışıldar, işleyen demir pas tutmaz, pöff pöff de pöff pöff) midir bu hareketi vurgulayan, yanında uyuyan kedinle arandaki benzerlikler midir halini sorgulatan [evet doğru duydunuz, son zamanlarda ye iç uyu tv izle internette takıl, olayım bu, sadece bunları yaptığıma utanmak mı, hayatımı okadar dolduruyorlar ki bunlar utanmaya zaman bulamıyorum =)]
yok yok bunlar değil galiba
taa lise zamanlarından tanıdığım ufak bir kız var, bakmayın ufak diye daha cümlenin başında elimine etmeye çalıştığıma, artık tam kıvamında başarılı afet bir genç kadın ve ben onun bir gazetede yazdığı yazıları da okumaktan keyf alıyorum..
genelde okuduğum yazı tarzlarından ve içeriğinden uzak olsa da arada kaçamak yemek yerine atıştırmalık almak kadar keyf veriyor yazıları insana..
evet beni bugün dürten de onun yazısı oldu..
hayat akıp gidiyor ve ben yattığım kış uykusundan bahar da gelmiş olmasına rağmen uyanmamışım, işin kötüsü ben uykuya kışın değil baharda yakalanmışım..
haa derseniz geldin mi kendine; cık tamamen olması imkansız =)
zira sebeplerini başka bir yazı da sıralarım utanmadan..
ama bu link de aklınızda bulunsun bakalım canım=)
http://www.tempo24.com.tr/content/authors.aspx?author=25
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder